30.04.2009

işçi bayramı


Tüm beyaz ve mavi yakalıların İşçi Bayramı kutlu olsun. Makul bir sayıda sendikacı Taksim'e çıkabilecekmiş o makul sayı Polis Günü'nde Meydan'da olan kişi sayısıdır herhalde. Yeri gelmişken Taksim'e çıkmak kavramı Dolmabahçe ve Unkapanı doğrultusu için geçerlidir. Biz burada Şişli tarafından düz gidince varıyoruz kavram karmaşasına bir son verelim.

29.04.2009

yanıbaşımızdaki normandiya


23 Nisan sabahı Rumelihisarı'nda başlayan Boğaz turu Rumelifeneri'nde tamamlandı. Doğası, insanı, havasıyla Karadeniz orası İstanbul değil. Bir de Soğuk Savaş Dönemi'nin izlerini taşıyan top yuvaları ve sığınakları var ki içine girmeden olmaz. Nitekim öyle yaptık; üstüne de roka salatası-kalamar-karides-bira dörtlü orta sahasıyla muhabbeti destekledik. Önümüzdeki maçlara bakıyoruz artık.

28.04.2009

domuz gribi

İnsanlık yerleşik düzene geçtiğinden beri çok çekmiştir bulaşıcı hastalıklardan. Ne zamanki hayvanlar evcilleştirildi, onlara yakın yaşanmaya başlandı hayvanlarda görülen hastalıklar insanları da etkilemeye başladı. Bunların başında da ördek ve domuzlardan geçebilen grip geliyor. En son kuş gribi vardı başımızda o gitti domuz gribi geldi.
Meksika'da başlayan salgın ABD, Kanada derken İspanya ve İskoçya'da görülüyor artık. İsmi yanıltmasın ama domuz eti yiyerek geçmiyor bu hastalık. Virus tüm grip türlerinde olduğu gibi damlacık enfeksiyonu olarak bulaşmakta. Soluduğumuz hava bize hastalığı taşıyor. Ama asıl tehlikelisi insandan insana bulaş olması. Kısacası hasta birisi yeni bir yere gidince hastalığın görülme riski artıyor. WHO pandemi riskine karşı önlemler alıyor, risk kategorisi 3'ten 4'e yükseltildi (6 üzerinden).
İşin enteresanı domuzla pek içli dışlı olmayan toplumlarda bu virusun daha etkili olması bekleniyor, kısacası ülkemize girerse sıçma ihtimalimiz de yüksek. Tamiflu stoklarımızı gözden geçirmemiz gerekecektir.
Tamiflu demişken işin kapitalist ayağına bakalım. Roche ve GSK bu işten inanılmaz kazançlar sağlayacaktır. Hava ve denizyolu şirketleri, Meksika menşeili şirketler, turizm sektörü ve domuz ürünü satan firmalar sarsılmaya başladı bile bu hastalıktan.
Bir de konuyla ilgili kitap önerelim: Mahşerin Dördüncü Atlısı

27.04.2009

iç baklalı enginar




Bahar geldi dedik ama hava puslu, soğuk, gri ve yağmurlu-hala. Şimdi birden sıcaklar bastırır bizim de götümüzden ter fışkırır. Neyseki bahar sebze meyveleri tezgaha döküldü. Meyveleri şimdilik pas geçip dün yaptığım yemeğe odaklanalım. Adı başlıkta yazıyor. Bu iç baklanın öncelikle rengi olmak üzere hastasıyım. Enginar da ayrı bir güzelliktir. Sonuçta harika bir kombinasyon yaptım elime sağlık.




26.04.2009

eksik birşey mi var?


Haftasonunu maç/dizi/film/yemek yapma/yemek yeme/uyuma kombinasyonuyla tamamladım. Güzel et güzel sebze güzel salata vardı menüde ama yine de eksik birşeyler vardı. Onlar için de fotoğraftaki dükkana bir uğramak lazımdı, olmadı.

çekik gözlü sineması benden uzak olsun


Ahmet allah belanı versin. Ne biçim film verdin arkadaşım bana? İnsan insana bunu yapar mı? Tamam görüntüler, müzik, oyunculuklar, habire ters köşeye yatıran senaryo falan süper ama cinsi sapık kardeşim bu çekik gözler. Az kalsın hepsinin dibine kibrit suyu püskürtecektim de Taylandlı hatunlar geldi aklıma yumuşadım biraz.

Olmasın bak bir daha...

25.04.2009

nice yıllara, nice yıllara/sensiz kadehimi kaldırıyorum


Nisan mayıs gelince etrafımdaki doğum günü sayısı artıyor, bunun sebebini bilemedim ama herhalde ana babalar yazın daha fazla mesai yapmışlar, artık tatile gittiklerinden midir evlilik yıldönümüne denk gelmesinden midir bilemem. Ajanda falan bana yabancı olduğundan hafızamda biriktiriyorum insanların doğum günü tarihlerini, her ne kadar hafızam fillerle yarışsa da aradan kaçan oluyor elbet arada; bu durumda da eş dost ana kardaş faktörü hatırlatıcı oluyor. Son günlerin favori sitesi facebook sağolsun ilkokul arkadaşımızın bile doğum gününü öğreniyoruz gerçi. Fırsattan istifade doğum günü 9 Ocak olan kuzenini 10 Eylül'de arayıp "ya senin doğum gününü unuttum ben dün" diyen arkadaşımıza el sallıyoruz buradan. Doğum gününü hatırladıktan sonra iki seçenek var önümüzde: kutlamak veya kutlamamak. Kişisel tercihim benim doğum günümü kutlamayan adamınkini kutlamama yönünde.

Bir de sizin doğum gününüzü kutlamadıkları halde kutlamak isteyecekleriniz olur. O an bir değerlendirme yaparsınız: eğer iç sesiniz "siktir et" demezse aranızdaki hukuka göre ararsınız veya mesaj gönderirsiniz. Telefonunu açmayanlar/dönmeyenler, soğuk konuşanlar, mesaja cevap vermeyenler önümüzdeki senenin listesinden silinir zaten.

İstediğiniz kadar arasanız, mesaj atsanız, yanına gitseniz bile cevap ver(e)meyecekler vardır bir de. Biz buna iç sızısı diyoruz. Doğum günün kutlu olsun...

helene


yıllar geçiyor sen ne dersen de

Okunacak kitap ve dergiler, seyredilecek dizi ve filmler, yapılacak işler yığıldıkça yığılıyor. Ha ben ne yapıyorum? Paso yatış anasını satayım...

23.04.2009

hot prospect


Yeni favorim In Treatment. Oldukça enteresan bir proje yazarız hakkında biraz yol alınca elbet. Bu dizide dikkatimi çeken bir isim var: Mia Wasikowska. 1989 Avustralya doğumlu hatun ileride bol bol isminden söz ettirir oyunculuğuyla, demedi demeyin.

21.04.2009

bu futbolsa bizimki ne?


istanbul için erguvan vakti


"Sevginin çoğul oğlu
Senin ülkende yalnız bütün özlemler
Bilirim yalnız orda, içtenlik, erinç, çoşku
Bayrağındaki bir tek çiçekli dalla
Orda uçsuz bucaksız
Olanca görkemiyle bir erguvan imparatorluğu"

Lale falan değil erguvandır İstanbul'un simgesi. Bizans imparatorlarının rengidir erguvan rengi. O sebeple lalelere aktarılan parayla Boğaz'daki erguvanlar korunmalı, yenileri ekilmelidir.

Mordur İstanbul'un rengi; erguvanlar ve mor salkımlar. Akşamüstü Boğaz'a inmeli, "mor"ları seyretmeli.

20.04.2009

5kere5yirmibeş ve kabuslardan bir durdane


Bu sabah kabusla uyandım-ki normalde kabus gören biri değilimdir. Uyandığımda mesanem dolu, ağzım kuru, vücudum tuzluydu (terliydim diyecektim ama kafiye olsun istedim). Kabusa girmeden uyku pozisyonumdan bahsedeyim:

Daha önce de anlattığım üzere televizyon karşısında koltukta uyuyorum. Üniversite yıllarından beri uyku başlangıcı için kullandığım bu yöntem etrafta yatağa taşıyacak/götürecek kimse olmayınca aylardır tüm uyku süresi için geçerli oldu. Uykum da saçma sapan olunca gecenin bir vakti uyanıp televizyon seyretmeye devam ediyorum.

Bu ayrıntı sonrası kabusa geçelim: Ankara'dayım (evet kabus için uygun bir şehir), geniş bir caddede yokuş aşağı koşturuyorum e karşıma haşırt diye Tyler Durden çıkıyor; her an bir dövüş kulübü organizasyonuna giriyoruz ki ben uyanıyorum. Burada Fight Club ile ilgili bir parantez açalım: filmi hayatımda girdiğim tek TUS öncesi gecenin bir yarısı arkadaşın evinde izlemiştim. Bana tek faydası ertesi gün Kızılırmak'a gidip balık tutmaktan vazgeçip annemi mutlu etmek için TUS yolunu tutmam olmuştu. Filmden etkilenmedim çünkü ben o kulübe giremeyecek kadar konformist birisiyim, bencilim falan. Fakat buna rağmen değişim geçiren Edward Norton gibi kalktım koltuktan; bir de ne göreyim karşımda NTV'de 5 kere 5 diye bir programda 5 garip arkadaş enteresan bir tasarım hakkında konuşuyorlar (Ferhan İstanbullu'yu ayrı bir yere koyayım; değişik bir havası var hatunun). Artık nasıl bilinç altıma girdilerse benden bile bir dövüş kulübü üyesi çıkardılar valla helal olsun. Uyanınca kanalı değiştirdim, FM 2009'da 1-2 maç yaptım, In Treatment'ın ilk bölümünü indirdim (nasıl birşey olduğunu merak ettiğimden indirdim yoksa korsana karşıyım), sonra uyudum 1 saat daha telefonun alarmı çalana kadar.

Bunları yazarken Oray Eğin ve Elif Dağdeviren'in 2004 yılında Skytürk'te yaptığı ve sadece 2 bölüm süren fantastik sohbet programı geldi. Adı neydi yahu?

19.04.2009

baharatlı saat

"Evlerdeki aydınlatmanın mumlarla sağlandığı, kibritin de bulunmadığı bir dönemde, gecenin karanlığında saate bakmak içinden çıkılması güç bir sorun oluşturuyordu. Fransa'da Monsieur de Villayer kadranına rakamlar yerine değişik türde baharat yerleştirdiği bir saat tasarlayarak bu sorunu çözmeye çalıştı. Monsieur de Villayer gece akrebin gösterdiği noktaya parmağını sürüp sonra da yalayarak saatin kaç olduğunu öğrenmeyi önermişti."

O kadar gırtlak manyağıyım bu kadar saçma bir fikir duymadım son dönemde. Hava karanlıkken ağzımdaki kimyon tadını nasıl uzaklaştıracağım arkadaşım. Ayrıca 12 baharatın hangi saatleri gösterdiğini mi ezberleyeceğim? Akrebin yerini bulunca saati de çıkartırsın artık be Mösyö de Villayer...

18.04.2009

bir dürüm workshopu: ciğerci bahattin

Malzemelerimiz:

1. Nane 2. Maydanoz 3. Közlenmiş domates 4. Közlenmiş biber 5. Pişmiş soğan 6. Kıyılmış soğan 7. Ezme 8. 5 şiş ciğer 9. 5 şiş et 10. Bilimum baharat 11. Pide 12. Yağlı pide

Bu malzemelerin çeşitli miktarlarından çeşit çeşit kombinasyonlar yapabileceğiniz bir yer Ciğerci Bahattin. Gidiniz deneyiniz.

17.04.2009

bir iki üç daha fazla antep

Gittim gördüm yedim. Antep'e gidişimi başka hangi söz anlatabilir ki? Katmerinden baklavasına, kebabından nohutlu dürümüne açık hava mutfağı resmen bu şehir. Ha Mersin gibi denizi Adana gibi gölü olmadığından biraz kasvetli geldi gözüme şehir ama yemekleri kesinlikle bir numara. Sonra düşündüm yolda, keşke daha fazla Antep olsa malum bir sürü sevimsiz şehir var piyasada (isim vermeyelim ayıp olur). Söz verdiğim gibi birkaç kilo fazlayla döndüm turdan; hem göbekte hem bavulda...
Bir de not düşelim şehirle ilgili: kızlarının güzelliğiyle yemeklerinin güzelliği ters orantılı sankim; elbette istisnalar kaideyi bozmaz.
Mayısta tekrar gitme planlarına başladım, aklıma gelmişken şu havuç dilimlerinin de tadına bakayım.

14.04.2009

tinto brass'ı tanımayan adam

Dün bir taharet musluğundan çıkan muhabbet bol testosteron yüklü bir departman olmamızın da etkisiyle ikinci cümlede Tinto Brass'a geldi. Bu esnada içimizden birisi "Tinto Brass kim?" diye bir cümle kurma gafletinde bulundu. Ben de bunun üzerine size bu arkadaşı tanıtmak zorunda hissetim kendimi:

G.A 33 yaşında İstanbul'da doğmuş, kolejlerde okuyup İngilizce'yi Yorkshire aksanıyla konuşan "hmm sweet" diye tepkiler gösteren içimizden birisi. Daha sonra Türkiye'nin en iyi 3. tıp fakültesinde yıllarını geçirmiş bu esnada gerek uydu gerek internet olsun her türlü ortama girdiğini sanmış bir kardeşimiz/arkadaşımız. Ama ne olmuş? Bir Tinto Brass'ı bilmiyor! Hadi tipini geçtim bir filmini izlememiş, bir sahnesini görmemiş. Yazık değil mi bu çocuğa? Evet var böyleleri toplumumuzda; İstanbul'da yaşayıp Boğaz'ı görmeyenler, 33 yaşına gelip Tinto Brass'ı izlemeyenler. Adaletin bu mu dünya?

Not: Korsana karşı olmasam gidip Paprika'yı indirirdim akşama...

13.04.2009

gastronomi turu


15 Nisan Salı: Islama köfte - Köfteci Mustafa

16 Nisan Çarşamba: Katmer + İmam Çağdaş - küşleme

17 Nisan Perşembe: Tantuni + Ciğerci Apo

18 Nisan Cuma: Adana kebap


Bu 4 günde 5 kilo alırım kesin.

dualarım kabul oldu ama biraz geç oldu

2006 yılında askeri darbeyle devrilen Thaksin Shinawatra destekçileri kırmızı tişörtleriyle haftasonu Pattaya'da gerçekleşen Asya Liderleri Toplantısı'nı bastı, konuk liderler helikopterle kaçırıldı; hemen ardından kentte ve çevresinde OHAL ilan edildi. Olaylar dün başkent Bangkok'a sıçradı, barikat kuran göstericilere asker müdahale etti; 70 kadar yaralı olduğu konuşuluyor.

Tayland'ın politik yapısı karman çorman, hatırlanacağı gibi birkaç ay önce de muhalefet partisi PAD destekçileri Bangkok Suvarnabhumi Havaalanı'nı işgal etmişti.

Gelelim başlıkla konunun alakasına: Tayland'dayken çok dua ettim olaylar çıksın 1 ay mahsur kalayım diye ama olmadı ama aradan 1 ay geçmeden ortalık karıştı. Herhalde hatlar yoğundu da isteğimiz geç kabul oldu.

12.04.2009

ne kada ekmek o kada küfte mi?

Cumartesi Sunderland-Manchester United maçının devre arasında bu sezon Xabi Alonso'nun kazandırdığı 5 kırmızı kart sırasıyla gösterildi. Hem de bu hareketler 3-4 ayrı açıdan oldukça detaylı bir şekilde ekrandaydı. Kısacası güzel bir görüntülü analiz. Sonra pazar günü asrınvedünyanınenbirheyecanlıderbisini izledim orbisnovayla birlikte. Ceza sahasına giren Arda'nın saçı Ümit'in sakalı derken pozisyonları takip edemezken bir de tartışmalı pozisyonları dakikalar sonra berbat bir açıdan gösterildi. Oynan futbolun kalitesi arasındaki farka girmiyorum bile farkındaysanız. Kısacası LigTV'ye verdiğim paraya acıyorum.

11.04.2009

dead can dance


1. sınıfın yazında 1 haftayı arkadaşın yazlığında geçirmiştik. Tatil sıradan olsa da orada tanıştığımız kişiler hayatımızı kökünden etkiledi. Bunlardan birisi de benden yaşça büyük, hiç tipim olmayan meslektaşım bir ablaydı. O bir hafta sonunda siz deyin aşık oldun kıza ben diyeyim elektrik aldım. Kendisi gün gelir burayı okur hatta kim olduğunu da anlarsa el sallamış olayım...
Neyse ondan kalan Dead Can Dance oldu bana. Eve döner dönmez kasetlerini aldım (evet kaset!) walkmane koydum (evet walkman!). O an çarpıldığımı hatırlıyorum; zaten yaz boyu dinledim özellikle de Spiritchaser'ı. Sonra da kaset dönemi bitince kapandı gitti o sayfa.
Aradan 10 yıl geçti ipoda mp3 yüklerken eldeki Lisa Gerard albümünü de yüklemişim; Samsun'da uçak 2 saat rötar yapınca Haris Aleksiu sonrası Avustralyalı ablaya geçiş yaptım. Tahmin edersiniz ki umreye giden hacı kafilesinin doldurduğu bekleme salonunda güzel bir kontrast etki yaptı; hem bu müziği özlediğimi de fark ettim. Bu arada walkmanden sonra direkt ipoda geçtiğimi yaklaşık 10 yıldır kulağımda kulaklık kamusal alana çıkmadığımı fark ettim, geçen günlere üzüldüm...
Kıssadan hisse çok çok güzel bir gruptur Dead Can Dance dinleyin dinletin. Hani korsan suç olmasa indirirdim tüm albümlerini.

bahar geldi gül açıldı





Artık bahar geldiğine göre çiçek sezonunu açabiliriz. Yoğurt kaplarında da tohumdan nane/reyhan yetiştirme çabasına girdim. Beceremezsem "pencere önü bostanı"na yönelirim gene; hem baktım kekik de çıkarmışlar bu sene.

10.04.2009

gün geçmiyor ki galatasaray avrupa'da şampiyonluk yaşamasın

Kadınlar basketbolunda ülkeye giren ilk kupa hayırlı olsun. Galatasaray Avrupa Kupaları'na bir yenisini daha ekledi...

9.04.2009

ışıl vs cedric




fark göremiyorum, ya sen?


İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, Abruzzo bölgesini vuran depremde evleri yıkılan ya da oturulmaz hale gelince çadırlara yerleştirilen felaketzedeleri, "Farz edin ki, hafta sonunu kampta geçiriyorsunuz..." diyerek teselli etti.

banana pancake


Hamur sacın üzerine açılır (tıpkı gözleme yapıyormuş gibi). İçine yumurta ve muz karışımı boca edilir. Hamur artık olunca çikolatalı soya sütlü sos dökülür. Afiyetle yenilir. Bu arada 1 TL'nin 22,5 Baht olduğunu da son olarak belirtelim.

7.04.2009

Taksim İlkyardım'da bir NATO Genel Sekreteri

Bu haberle ilgili aklımda bir çok soru var:

1. Kendisi merdivenlerden nasıl düşmüş?
2. 112 olay yerine ne kadar sürede gelmiş?
3. Neden bir özel hastane değil de Taksim İlkyardım?
4. Hastane görevlileri Rasmussen'den sevk istemiş mi veya TC kimlik numarası sormuş mu?
5. Rasmussen orada beklerken acaba acilin müdavimi sarhoşlar, travestiler vs mevcut muydu?
6. Kendisi gerçekten "doktorlarınız pek bir başarılıymış" dedi mi?
7. Dediyse başbakanımız "bana da Rabbim Cleveland dedi" diye cevap verdi mi?

bbc türkçe

1996'dan beri elimden geldiğince dünyadaki gelişmeleri bu adresten takip ediyorum. Önce Radyo Foreks bünyesindeydi. Bir süredir de NTV Radyo'dan dinleniyor sabah 07 ve akşam 18'de. Ve günümüzde tek taraflı haberlerin ortalığı sardığı ülkemizde adete bir vaha BBC Türkiye. Kendi başbakanlarına bile Irak işgali nedeniyle kafa tuttuğu düşünüldüğünde tarafsızlığından şüphemiz yok kendilerinin. Bir saat boyunca dünyanın dört bir yanından haberleri her açıdan ve görüşten insana söz vererek sunuyorlar; sıradan insanlar üzerine olayların etkilerini değerlendiriyorlar ve haber metinleri çok güzel. Özellikle bugünlerde yayınlamaya başladıkları Afganistan'dan Hikayeler bölümü yayınlamaya başladılar ki Sovyet işgalinden Taliban'a oradan ABD işgaline ve günümüze ulaşan gelişmeler hakkında harika bir kaynak. Şiddetle önerilir.

6.04.2009

ne yedim latest edition




Buharda soya sosuyla pişmiş deniz kabukluları. Yalnız soslar feci yakıyor kardeşim.

"camus"al alan


Birgün'ün fantastik reklamlarından sonra laplupumuzun tozlu hafızasından bir fantastik afiş daha.

5.04.2009

tek forvet mi çift forvet mi?

Günümüz futbolunun geyik sorularından birisi de bu. Bir de X ile Y aynı takımda oynar mı sorusu var? Konuyu fotoğrafa bağlayalım: Bir takım kursam ileri ikilide bu arkadaşlar olur ve ayrıca evet Gisele ile Daria aynı takımda rahatlıkla birlikte oynar; pozlarından belli olmuyor mu?

4.04.2009

Bobby Sands


9 Mart 1954-5 Mayıs 1981. Maze Hapisanesi'ndeki açlık grevinde ölen IRA üyesi. Yaşamının son 1 ayını Fermanagh ve Güney Tyron bölgesinden seçilen bir İngiliz Milletvekili olarak hapishanede geçirmiştir. Daha fazla bilgi için izleyiniz: Some Mother's Son, Hunger.

açlık


Ağır bir film. Bobby Sands'in İsavari bir hareketle kendini feda edişini anlatıyor. Sands'in rahiple yaptığı konuşmaya dikkat edip Michael Fassbender'in günden güne eriyen bir insanı canlandırmasına saygı duymak lazım.

Gün gelir de 96 ölüm oruçlarını, Diyarbakır Cezaevi'ni, Hayata Dönüş (!) Operasyonu'nu böylesine anlatan bir film çekilir mi acaba?

3.04.2009

hafızaya reset

Kafamda yazacak birçok şey vardı ama rakının etkisiyle unuttum hepsini. Metalürji Mühendisleri Odası Lokali'ni öneririm bu açıdan. Çok çok sevdiğim bir dostumla içtik sohbet ettik vs. Aklımda bir tek bu görüntü kalmış haydi yatayım ben artık:


2.04.2009

birgün reklamları






Yakın arkadaşlarım Birgün'ün kuruluşunda yer aldı, üzüldü sevindi vs. O nedenle gazete hakkında yorum yapamayacağım. Bu zamana kadar ayakta kalmasına da şaşırıyorum açıkçası. Takip ettiğim de söylenemez. Yine de durur 10 Aralık 2007 tarihli birkaç nüshası masamın üzerinde. Son dönemde kendi içlerinde yayınladıkları reklamları biraz geç de olsa gördüm. Çok çok beğendiğimi söyleyerek buradan paylaşayım herkesle.

amansız ol








Her iki maçı seyrederken de uyuya kaldığımdan hiçbir yorum yapamayacağım. Sadece bu hamaset dolu reklamlara iyi bir cevap olduğunu umuyorum. Güney Afrika 2010'a seyirci kalacağız gibi.


1.04.2009

kakül estetiğin zirvesidir


ntv tarih


Uzun süredir aylık dergi alma alışkanlığım yok (cnbce dergi bu kapsam dışında, ay başında alıyorum bir günde okuyorum sonra aylık programı duruyor el altında). Daha önce 442 alırdım ama saçma sapan uygulamalar sonucunda kadro değişip derginin içi koftileşince bıraktım.
Sonra Ntv Tarih diye bir dergi çıktı. Yıllar önce Ntv Mag vardı beğenerek okurdum e bu referans gelince aklıma hemen aldım ilk sayısını. Bir de ilk sayılarını toplamayı severim dergilerin ileride değerleneceğini benim de o sayede zengin olacağımı düşünürüm. Mesela Roll'ün de ilk sayıları var elimde gün gelecek onları satıp şato alacağım kendime.
Neyse Ntv Tarih'in ilk sayısı beklediğim gibi çıkmadı açıkçası yine de aldım ikinci sayıyı. O sayıda dedim ki bu dergi güzel almak lazım sürekli. Oldukça ilginç konular hakkında güzel özet bilgi geçiyorlar, ilginizi çekerse üzerine okuma yapmak için ön bilgi sağlıyor. Mesela Hayri Kozanoğlu'nun yazdığı Ekonomik Kriz yazısını bu dönemde herkes okumalı. Bu ay üçüncü sayısı çıktı görür görmez aldım elbette. Kabul edeyim ki ikinci sayı kadar ilgimi çeken konu yok ama derginin yanında çıkan Kalan Müzik'ten çıkan Osmanlı Marşları CDsi için bile alınır bence dergi.
Bir de geçen sayı ile ilgili hatalarını düzelttikleri bir sayfa var. Orada şöyle bir düzeltme gördüm ki bol bol gülmeme neden oldu: "87. sayfada yer alan Cahillikler Tarihi bölümünde Noel Babayla ilgili yazının içinde 'peri fabrikası' ibaresi kullanılmıştır. Doğrusu 'perilerin çalıştığı oyuncak fabrikası' olacaktır. Noel Baba'dan, perilerden ve okurlarımızdan özür dileriz."