3.11.2010

bunu sen de bilirsin alışmak yaşamaktır bakıp bakıp kendine

Üç yıldır bu binadayım. Üç yıldır aşağı yukarı aynı şeyleri yapıyorum, üç yıldır aynı hantal laptopun başındayım. Mesai sevgili patronumuzun bizleri çalıştırmayı sevmesi nedeniyle 08 itibariyle başlıyor. Kahvaltı yaparken internette rutin olarak baktığım siteler arasında geziniyorum; önce kahvaltı bitiyor sonra da siteler. Misal çok bunaldım ve bunları yazıyorum. Sözlüğe yazmayı planladığım bir-iki şey var. Ha bir de Radikal kaldı okumadığım. Tüm bunlar bittiğinde saat 10 falan olur muhtemelen. İşte ondan sonra esas sıkıntı başlıyor. Yazın daha mutluyken kitap vs okuyup oyalıyordum kendimi. Geçen yaz da bitirme projemi yazmıştım misal. Neyse saat 11'i geçince başlıyor bende biraz daha salma: bir saat sonra yemeğe gideceğiz ne de olsa. Bir saat öğlen arası geçince karşımda bomboş 5 saat var. Elimde iş falan varsa yapıyorum/yapıyor gibi görünüyorum. Saat 17 olunca da yine bir salma: bu sefer de eve gitmeye bir saat var!

Görüldüğü gibi bu durum bana bir bok katmıyor, benim de bir şey almak gibi bir niyetim yok artık. Planlarım yılbaşından sonra işe güce bir ara vermek, kenarda birikmiş 3-5 kuruşu harcamak ve ne halt yapacağını bilmeden yeni bir hayata başlamaktı; günlerden bir gün bir cadıyla karşılaştım ve tüm planları çöpe atıp yeni planlar şekillendirmeye başladım(k). Bu şekillenmeler esnasında bugün ilk defa örnek istifa dilekçesine gitti aklım, ama sonra yapılmsı gerekenler gelince göz önüne vazgeçiverdim.

Bunları neden yazdım? Çünkü sıkılıyorum... Ve bence geçerli bir sebep. O zaman başladığımız şiiri de sonlandıralım:

yaşamak alışmalardan sonra
alıştığın herşeyle savaşmaktır

4 yorum:

mehmet ayhan dedi ki...

sözlerinizde büyük bir dinginlik yatıyor ...

hirondelle dedi ki...

bir de iç seslerim dinginleşse...

Adsız dedi ki...

senin sorunun iş azlığı sanki:)
sıkılmaya fırsatın kalmasın istiyorsan, numaramı biliyorsun:)

hirondelle dedi ki...

çalışmak özgürleştirir mi yani?

ayrıca senin bile canın sıkılmış...