25.01.2012

tehlikeli tatlar

Ne zaman konu baharatların tarihinden açılsa ilk söylenen söz kokmuş yemekleri yenir hale getirmek için baharatların tüketildiği olmuştur ve bu külliyen yanlış bir bilgidir. Eski dönemlerde baharat o kadar pahalıdır ki ancak zenginler kullanabilir ve şüphesiz zenginler kokmuş yemek yemez. Misal safran hala pahalı bir baharat.
Andrew Dalby tarih boyunca baharatların nasıl kullanıldığını, nasıl bir ticari meta olduğunu, uğruna nelere katlanıldığını, nasıl sömürgeciliğin bir parçasına dönüştüğünü gayet güzel bir dille anlatıyor. En yenisinden artık bulunamayanına çeşit çeşit baharat anavatanlarına göre kitapta yerini almış. Bu arada yemek tarifleriyle örnekler çeşitlendirilmiş.
Baharat meselesi adı, tadı ve şekli gibi gayet renkli. Uygun miktarda kullanıldı mı içine girdiği yemeği eşsiz bir hale dönüştürür. Burada önemli olan onları tanımak. Tehlikeli Tatlar'da adını daha önce duymadığım ya da şöyle bir kulağıma çalınmış bir sürü baharatla karşılaştım. Okurken de hangisini nasıl kullanırım diye kafa yordum; ilk sonuçlar: avokado salatasına kişniş ve yoğurda garam masala denemeleri gayet başarılı oldu.
Kitabın yazarı Andrew Dalby 1947 doğumlu bir dilbilimci ve tarihçi. Özellikle yemek tarihine eğilmiş, Oxford arşivlerinde incelediği elyazmalarından yola çıkarak yazdığı Bizans'ın Damak Tadı yine Kitap Yayınevi'nden çıkmıştı; bir ara okumak lazım. Son kitabı da peynir üzerine, umarım gelir.

3 yorum:

Handan dedi ki...

biz tane kişnişi etli dolma içine de koyuyoruz, aklında olsun, şu peynir kitabı çok ilgimi çekti,

cerenmus dedi ki...

Baharatlara bayılırım ve yemeklerde kafama göre denerim. Bazen berbat oluyor laf aramızda.. Tanımak bilmek önemli. Güzel bir kitap bu. Edinmek lazım.

hirondelle dedi ki...

baharat gayet deneyselliği artıran da bir faktör. doğu'nun armağanı diye bir kitap var sırada, ingilizce kaynaklar elbet daha çeşitli, çevrildikçe okurum artık :)